Fuar İzmir: Kalabalıkların Arasında Kaybolmak ve Bir Sorunun Peşinden Gitmek
İzmir’e, aslında çok da yakın olduğum Kayseri’den, o kadar zaman sonra gitmek zor bir karardı. Geçen sene yaz tatilinde karar verdim. Bir gün, günün sonunda nasıl olsa yazılır diye düşündüğüm planları bir kenara bırakıp, İzmir’de yapılacak bir fuar var mı diye araştırmaya başlamıştım. Fuar İzmir’in kaç kişilik olduğunu öğrenmeye çalışırken, içinde kaybolacağım kadar büyük bir kalabalığın olduğu bir dünyada olmak fikri beni heyecanlandırmıştı. Ya da belki de korkutmuştu. Ne olurdu ki? Kaybolmak belki de bana yeniden başlamamı sağlayacak, belki de bir çıkış yolu olacaktı. Belki de yıllardır hapsolduğum Kayseri sokaklarından başka bir yer var diyeceğim bir şeydi bu.
Ama, düşündükçe, bu düşünce bir anlamda da beni korkutuyordu. “Fuar İzmir kaç kişilik?” diye sordum ve internette bir sürü şey buldum. Kapalı alanı 100.000 metrekareyi buluyordu. Ama bana kalırsa sayı çok daha fazlaydı. Çünkü orada, benle birlikte on binlerce insan vardı. Çoğu benim gibi kalabalıklar içinde kaybolan insanlardı. Belki de onlarla birlikte kaybolmak istedim. Çalışmalarımı, hayatımı, başarmak istediğim her şeyi bir kenara bırakıp sadece insanlarla bir anı paylaşmak. Ama bir yanda da her şeyin büyüklüğü korkutuyordu.
Başlangıç: İzmir’e Adım Atmak
İzmir’e ilk adımımı attığımda, gözlerimdeki heyecanı neredeyse herkes fark etmişti. Bütün vücut dilim, “Burası çok büyük, çok başka bir yer” diyor gibiydi. Kayseri’nin büyüklüğüne alışmışken, buradaki her şey çok farklıydı. Konak’ta yürürken insanlar sokaklarda kafelerinde sohbet ederken, ben sadece gözlerimle her şeyi arıyordum. Huzur içinde bir yere yerleşme isteğiyle yürüdüm, ama bir yanda da içimde bir isyan vardı. Kendi içimde bir yerlerde kaybolmak istemiştim. Kendimi bulmaya çalışırken, acaba gerçekten bulabilir miydim?
Fuar İzmir’in girişine doğru ilerlerken, kalabalık bir şekilde yürüdüğümü fark ettim. Yüksek sesler, rengarenk stantlar, insanların birbirine bağırarak konuşması… Her şeyin o kadar büyük ve o kadar kalabalık olduğunu düşündüm ki, bir süre sonra kaybolmanın ne kadar zor olabileceğini hissettim. Kalabalıkların arasına karışıp kaybolmak bir yanda da bana derin bir huzur veriyordu. Ama bir yanda da bu huzur, yalnızlık hissini pekiştiriyordu. İzmir’e bu kadar uzak bir yerden gelmişken, hala içimde bir eksiklik vardı.
Hayal Kırıklığı: Aradığını Bulamamak
İzmir’deki fuarın kalabalığı ve gürültüsü o kadar büyüktü ki, istediğim şeyleri bulmakta zorlanıyordum. “Fuar İzmir kaç kişilik?” sorusunun cevabı o kadar büyük ki, bazen kendimi kaybolmuş hissediyordum. İnsanlar, renkli stantlar, yeni projeler, teknoloji, sanat… Her şey bir araya gelmişti. Ama ben aradığımı bulamıyordum. Gözlerimle istediğim şeyi seçip tutamıyordum. Gözlerim ağlamaklıydı. Çünkü fuarın o büyüklüğü ve kalabalığı içinde ben hala bir şeyi bulamıyordum. Belki de her şeyin sonunda bir çıkış bulurum diye düşündüm ama aynı zamanda derin bir hayal kırıklığı içindeydim.
Bazen düşünüyordum: “Bir şeyleri bulmak zorunda mıyım? Bir şeyler olmadan da bu hayatı yaşayabilir miyim?” Ama cevap, her zaman olduğu gibi belirsizdi. Evet, belki de kaybolmak çok daha kolaydı. Sadece kaybolmak. Hiçbir şeyin peşinden gitmeden, sadece kalabalığa karışmak. Ne kadar da istesem de, bir adım daha ileri gitmem gerektiğini hissediyordum. Bir an, içimdeki boşluğu yenmek, duygusal olarak toparlanmak istiyordum. Ancak bir şeyler eksikti. Aradığımı bulamamıştım.
Heyecan ve Umut: Kaybolmuşken Buldum
Fuarın karmaşası içinde kaybolduğumda, kalbimde bir şeylerin yavaşça yerine oturduğunu hissetmeye başladım. Aradığımı bulamamıştım ama bir şey vardı: Benim için önemli olan şey, kaybolduğum bu yerin, tüm belirsizliğiyle bana bir şeyler öğretmesiydi. Her şeyin büyüklüğüne rağmen ben de bir şekilde bu kalabalığın bir parçasıydım. Bir anda, kaybolmuşken buldum.
Fuar İzmir’in devasa alanlarında ilerledikçe, bir noktada gözlerimle çok uzaklardan gelen sesler beni kendime getirdi. Evet, kaybolmuştum ama aynı zamanda bulunduğum yeri de keşfetmeye başlamıştım. İnsanlar, bana daha önce hiç fark etmediğim bir şekilde anlam kazandı. Ben de bir şekilde kalabalığın içinde bir yer bulmaya başladım. Belki de bu yüzden, bir süre sonra yavaşça umutla dolmaya başladım.
İzmir’de, Fuar İzmir’in o devasa alanında kaybolurken, bir yandan da kendimi bulmaya başlamıştım. İçimdeki boşluğu, büyük kalabalıklarla değil, kendi içimdeki sesle doldurmaya başladım. “Kaybolmak”, “bulunmak” belki de her zaman yan yana gelmişti. Bir şeyleri bulmak, kendi yolumu seçmek, bazen kaybolmayı gerektiriyordu.
Sonuç: Fuar İzmir ve Beni Bulduğum An
Sonunda, kalabalıkların içinde kaybolmuşken kendimi bulmuştum. Fuar İzmir’in büyüklüğü içindeki hayal kırıklığı ve umut, kaybolduğum noktada beni bir arada tutan şeydi. Kayseri’de, her gün kendi dünyamda yaşarken, burada kaybolmuşken bulmuş olabilirdim. Şimdiye kadar hep çok büyük hayaller kurdum ama en sonunda, kaybolmanın da, büyük kalabalıkların içinde kaybolmanın da kendi içsel yolculuğumun bir parçası olduğunu fark ettim. İzmir’de, Fuar İzmir’de kaybolmak, bana sadece kaybolmanın değil, aynı zamanda yeniden bulunmanın da ne kadar önemli olduğunu gösterdi.