İçeriğe geç

3600 ek gösterge önlisans mezunlarına verilecek mi ?

Sevgili okurlar, Altinsayfalar ekibi olarak bugün “3600 ek gösterge önlisans mezunlarına verilecek mi” konusunu sizlerle paylaşmaktan heyecan duyuyoruz.

“3600 ek gösterge önlisans mezunlarına verilecek mi” konusunu beğendiyseniz Altinsayfalar sayfamızdaki diğer makalelerimize de göz atmanızı öneririz.

3600 ek gösterge önlisans mezunlarına verilecek mi? İzmir sokaklarında dönen o büyük soru

İzmir’de sabahları kahveyle birlikte gelen en ağır konu ekonomi değil aslında. En azından bizim arkadaş grubunda değil. Bizde mesele daha çok “3600 ek gösterge önlisans mezunlarına verilecek mi?” sorusunun WhatsApp grubunda sabaha karşı bile tartışmaya açılmasıyla başlıyor.

Birimiz “kesin verilecek” diyor, diğeri “verilse çoktan verilirdi” diye karşı çıkıyor, ben ise genelde üçüncü kahvemi içerken içimden şu cümleyi kuruyorum: “Ben daha kendi hayatımı 360 derece döndüremedim, 3600 ek gösterge nereden çıktı?”

Ama işin ilginci şu: Bu konu sadece bir maaş düzenlemesi gibi görünmüyor. Sanki memlekette herkesin hayatına dokunan gizli bir ekonomi dizisi gibi. Her bölüm sonunda yeni bir fragman: “3600 ek gösterge önlisans mezunlarına verilecek mi?” sorusu yeniden gündemde!

Kahvehane muhabbeti, devlet ciddiyeti ve bizim kafa karışıklığımız

Geçen gün Bornova’da bir kahvehanede oturuyoruz. Masada üç kişi var: biri kamuya girmeye çalışan, biri zaten memur olmuş ama hala tatmin olmayan, bir de ben… hayatı gözlemlemeye çalışan türden.

Konu yine döndü dolaştı 3600’e geldi.

Arkadaşım dedi ki:

— “Abi bana verseydiler ben zaten emekli olurdum.”

Diğeri cevapladı:

— “Sen daha 30 yaşındasın, ne emeklisi?”

Ben araya girdim:

— “Bizde emeklilik planı değil, umut planı var.”

İç sesim ise daha sertti: “3600 ek gösterge önlisans mezunlarına verilecek mi diye düşünürken hayat 4600 gün daha akıyor olabilir.”

Önlisans mezunu olmanın Türkiye versiyonu

Önlisans mezunu olmak Türkiye’de bazen bir geçiş bileti gibi hissettiriyor. Ne tam içindesin sistemin ne de dışında. Bir ayağın “lisans tamamlama hayali”nde, diğer ayağın “acaba KPSS kaç net yapmalıyım?” sorusunda.

Ve bu arada herkes sana bir şey söylüyor:

— “DGS’ye gir.”

— “KPSS çalış.”

— “Bir de sertifika al.”

Benim iç sesim ise şunu diyor:

“Biraz da yaşa be insan…”

Ama sonra konu tekrar dönüyor:

“3600 ek gösterge önlisans mezunlarına verilecek mi?”

Ve bir anda hayat ciddileşiyor. Sanki ekonomik kaderimiz bu sorunun cevabına bağlı.

Evde aile toplantısı: mini ekonomi zirvesi

Geçen akşam evde yemek masasında konu açıldı. Annem her zamanki gibi temkinli:

— “Olursa iyi olur tabii.”

Babam daha stratejik:

— “Devlet bir şey yapıyorsa vardır bir planı.”

Ben ise makarnayı karıştırırken içimden geçirdim:

“Ben plan yapmaya çalışıyorum ama hayat sürekli ‘beklenmedik gelişme’ veriyor.”

Sonra klasik soru:

— “Sen ne düşünüyorsun?”

İşte o an… herkesin beklediği açıklama geliyor gibi.

Ama ben sadece şunu dedim:

— “Benim düşündüğüm şey şu: 3600 ek gösterge önlisans mezunlarına verilecek mi sorusu, bazen ‘hayat düzelecek mi?’ sorusunun kılık değiştirmiş hali gibi.”

Masada kısa bir sessizlik oldu. Sonra annem:

— “Soğudu makarna.”

İç sesle dış dünya arasındaki ince çizgi

İzmir’de yürürken kulaklık takınca insan kendi hayatının filminde başrol gibi hissediyor. Bir yandan deniz kokusu, bir yandan tramvay sesi…

Ama zihnin arkada sürekli aynı döngü:

“3600 ek gösterge önlisans mezunlarına verilecek mi?”

Sonra kendimi yakalıyorum:

“Ben niye bunu düşünüyorum? Daha çamaşır yıkayacağım.”

Ama işte mesele şu: Bu soru sadece ekonomik bir başlık değil. İnsanların gelecek kaygısını, emeğini, beklentisini içine çekmiş bir mıknatıs gibi.

Arkadaş grubu WhatsApp: Sonsuz döngü

Grubun adı bile ironik: “Plan yapalım”.

Son mesajlar:

Ahmet: “Bence verilecek.”

Mert: “Kaynak yok diyorlar.”

Ben: “Kaynak biz miyiz acaba?”

Bir süre sonra konu dağılıyor:

— futbol

— kiralar

— kahve fiyatları

— sonra tekrar: “3600 ek gösterge önlisans mezunlarına verilecek mi?”

Bu döngü Netflix dizisi olsa 12 sezon sürerdi.

Küçük hayaller, büyük beklentiler

Bazen düşünüyorum: Aslında herkes büyük şeyler istemiyor. Kimse Mars’a taşınmak istemiyor burada. İnsanlar sadece biraz daha rahat nefes almak istiyor.

Ama ekonomi dediğin şey bazen o nefesi bile planlı veriyor gibi.

İç sesim:

“Belki de mesele sadece 3600 değil… mesele ‘değer görmek’.”

Sonra hemen kendime gülüyorum:

“Bak yine derin cümle kurmaya başladın, az sonra şiir yazacaksın.”

Ama yine de sormadan edemiyorum:

3600 ek gösterge önlisans mezunlarına verilecek mi?

Günlük hayatın içinde kaybolan büyük sorular

Otobüste, markette, iş görüşmesinde… bu soru bazen zihnin arka plan uygulaması gibi çalışıyor.

Kasiyer fişi uzatıyor:

— “Kolay gelsin.”

Ben:

— “Sana da… 3600…”

Kadın bakıyor.

Ben toparlıyorum:

— “Yani kolay gelsin demek istedim.”

Beyin bazen kısa devre yapıyor çünkü bazı sorular çok yer kaplıyor.

Gerçekçilik ile umut arasında sıkışmak

Bir yanda gerçekler var:

— ekonomik koşullar

— kamu düzenlemeleri

— resmi açıklamalar

Diğer yanda ise insanlar:

— umut ediyor

— bekliyor

— plan yapıyor

Ve bu ikisi arasında sıkışan şey biz oluyoruz.

İç ses:

“Tamam da bu 3600 ek gösterge önlisans mezunlarına verilecek mi konusu neden hayatın merkezine yerleşti?”

Cevap yok. Ama düşünce var.

Bir günün sonunda İzmir akşamı ve düşünceler

Kordon’da yürürken deniz rüzgârı yüzüme vuruyor. İnsan böyle anlarda biraz sakinleşiyor.

Ama zihnin hala aktif:

“Acaba açıklama geldi mi?”

“Bakanlık ne dedi?”

“Bir gelişme var mı?”

Sonra kendime gülüyorum:

“Sen İzmir’de yürüyorsun, hayat devam ediyor, ama beynin sanki ekonomi bülteni sunuyor.”

Yanımdan geçen çift konuşuyor:

— “Yarın ne yapalım?”

Ben içimden:

“Keşke ben de sadece yarını düşünebilsem.”

Son düşünce: Soru aslında tek başına değil

Belki de mesele sadece şu değil:

“3600 ek gösterge önlisans mezunlarına verilecek mi?”

Asıl mesele, bu sorunun neden bu kadar çok insanın zihninde yer ettiği.

Çünkü bu soru; emek, beklenti, adalet hissi ve geleceğe dair küçük bir ışıkla ilgili.

Ve biz o ışığı ararken bazen İzmir sokaklarında, bazen kahve masasında, bazen WhatsApp grubunda kendimizi buluyoruz.

İç ses:

“Belki de hayat, cevaplardan çok sorularla ilerliyor.”

Ben:

“Tamam da biri şu soruya net cevap verse de rahatlasak…”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://www.novaforum.com.tr https://humanitastour.com.tr https://nuansporselen.com.tr Sitemap
elexbetvd casino girişbetexper güncel