Günah Teriminin Anlamı Nedir?
Hayat bazen sana sorular sormayı çok sever. Ama bu sorular öyle anlarda gelir ki, cevabını bulmak için derinlere inmen gerekir. Bir akşam Kayseri’nin soğuk, karanlık sokaklarında yürürken, kafamda dönüp duran tek şey, “günah teriminin anlamı nedir?” sorusuydu. Bir kelimenin yüklediği anlam, nasıl bu kadar derin olabilir? O gece, bu soruyu çözmeden içim rahat etmeyecekti.
Günahın Gölgesinde
O akşam, annemle bir tartışma yaşamıştık. Her zamanki gibi, yine “senin yaşında olanlar şu kadar para kazanıyor, şunu yapıyor, bunu yapıyor” gibi cümlelerle başladı. Oysa benim hiçbir zaman bu karşılaştırmalara karşı bir ilgim olmadı. Kayseri’nin o dar sokaklarında yürürken, annemin gözlerindeki hayal kırıklığını hala net bir şekilde hatırlıyorum. “Günah işledin,” dedi. Bu, çok normaldi. Her zaman böyle söylerdi. Ama o an bana farklı geldi. “Günah işledin” dediğinde, sanki bir şeyin kaybolduğunu hissediyordum, sanki bir şeyin benimle ilgili kırıldığını.
Günah nedir? Bunu ilk kez annemin ağzından duymadım. Yıllarca bir şeyleri yapmamam gerektiği söylendi bana. Ancak, her söylediği kelimenin bir anlamı olduğunu, bir şekilde o anlamı kabullenmek zorunda olduğumu fark etmeye başlamıştım. O gece annemin sözleri, zihnimi daha da karıştırdı. Çünkü ben aslında, bir zamanlar kendime verdiğim sözleri hatırlıyordum. O sözlerim, ne olursa olsun doğru bildiklerimi yapacağım, kendi yolumda ilerleyeceğimdi. Ama annemin sesindeki kırgınlık, o “günah işledin” cümlesi içimi burkuyordu.
O Anın İçindeki Şüpheler
Bir kafede oturup biraz soluklanmak istedim. Kafede yalnızdım, fakat yalnız hissetmiyordum. Başımda bir sürü düşünce dönüp duruyordu. O sırada eski bir arkadaşımla karşılaştım. Hemen yanına oturdum. “Senin de bir zamanlar buna benzer bir duyguyu hissettiğini biliyorum,” dedim. O an, arkadaşım bana basitçe, “Günahın ne olduğunu bilemeyiz, ama hissettiğimizde tanırız,” dedi. Bir anda kelimenin derinliği tüm ruhumu sarstı. Kafamda bir ışık yandı sanki. Eğer bu his doğruysa, günah sadece bir kelime değil, bir his miydi?
Ama ne hissettiğimi de net bir şekilde anlayamıyordum. Kalbimde bir boşluk vardı, bir suçluluk hissi vardı. İnsanın içinde bu kadar fazla karışıklık olabiliyor muydu? O an fark ettim ki, kelimenin anlamı ne kadar değişirse değişsin, her birimizin içindeki o vicdan sesi hep aynıydı. Hepimiz bir şekilde, yaptığımız şeyin doğruluğuna karar vermek zorundaydık.
Yeniden Doğuşun Başlangıcı
Kafede biraz daha oturup düşüncelerimi toparladıktan sonra dışarı çıkmaya karar verdim. Kayseri’nin o dar, sessiz sokaklarında yürürken, bir şey fark ettim: Günah, sadece bir etiket değilmiş. O gece, annemin bana söylediği “günah işledin” cümlesinin, sadece beni yargılamak için değil, belki de beni korumak için söylendiğini fark ettim. Annesinin sevdiği, korumak istediği çocuk, yoldan sapmamalıydı. Bu yüzden onun bakış açısından “günah” kelimesi bir tür uyarıydı.
Yavaşça yürüdüm, düşüncelerimi içimde sessizce tarttım. Belki de günah, bir hatadan öğrenilen dersti. Belki de bu kadar karamsar bir şey değildi. O zaman fark ettim: Her insanın içindeki günahı tanıması, ona karşı dürüst olması gerekirdi. Çünkü yalnızca o zaman, o günahı geçebilirdik. Hatalar, insanın yaşadığı deneyimlerin bir parçasıdır. Zaten hatasız bir yaşam var mı?
Sonuçta
O gece, kaybolan bir şeyi bulmuş gibi oldum. Günah terimi, yalnızca benim değil, herkesin içindeki zayıflıkla, hatalarla, pişmanlıklarla ilgili bir şeydi. Ama aynı zamanda, insanın kendini kabul etme yolculuğuydu. Yavaşça fark ettim ki, “günah” diye adlandırdığımız şeyler, aslında bizi biz yapan hatalardır. Bir insanın yaşamına anlam katan, belki de bu hatalar oluyordu.
Kayseri’nin soğuk sokaklarında, elimde bir fincan sıcak çay ve içimde biraz daha büyük bir umutla yürüdüm. Hatalar vardı, belki de bir günah vardı ama bu hatalar, beni daha güçlü bir insan yapıyordu. Yavaşça, belki de doğru olanı bulmaya başlamıştım.